Kırmızı Şapkalı Kız (Красная Шапочка)

Evvel zaman içinde, bir şehirde çok iyi kalpli bir kız yaşarmış. Bu kız o kadar iyi kalpliymiş ki herkesle iyi geçinir, ihtiyacı olanın yardımına koşarmış. Evden her çıktığında kırmızı peleriniyle kırmızı şapkasını giyermiş. Başındaki bu şapkadan dolayı ona “Kırmızı Şapkalı Kız” adını takmışlar.

Kırmızı Şapkalı Kız bir gün yine dışarıya çıkmış. O yakınlarda oturan bir ihtiyara yardıma gitmiş. Geri döndüğünde annesini çok üzgün bulmuş.
— Ne oldu anneciğim, neden üzgünsün bu kadar? Diye
sormuş.

Annesi de:
— Sorma kızım büyükannen hastalanmış, çok hastaymış o yüzden üzgünüm, demiş.

Bunu duyan Kırmızı Şapkalı Kız da çok üzülmüş.
— Ne olur bir şeyler yapalım anneciğim, büyükannemi iyileştirelim, demiş.

Annesi de Kırmızı Şapkalı Kız’a:
— Büyükannen için pasta, reçel ve sıcak çorba hazırladım. Hepsi bu sepetin içerisinde. Sana düşen görev bu sepeti hemen büyükannene götürmek, demiş.

Büyükannenin evi ormanın öbür ucundaymış. Annesi kızına ormandaki tehlikelerden bahsedip dikkatli olmasını öğütlemiş. Kırmızı Şapkalı Kız “Olur anneciğim merak etme” diyerek koluna sepeti taktığı gibi neşe içerisinde yola koyulmuş. Az sonra ormana girmiş. Ormanda gördüğü canlılar çok ilgisini çekmiş.

Kuşlar, kelebekler, böcekler, çiçekler o kadar ilgisini çekiyormuş ki, “Siz ne güzel şeylersiniz?” diye hangisine yaklaşacak olsa kaçıveriyorlarmış. Çünkü orman canlıları ürkek olduklarından, insanlara pek de alışkın değillermiş. Ama bunu bilmeyen Kırmızı Şapkalı Kız “Neden benimle oynamak istemiyorlar acaba” diye düşünerek yola devam etmiş.

Bu sırada onu gözetleyen bir çift gözün farkında bile değilmiş. Bu gözler ormana yeni dadanan *hain kurda aitmiş. Kurt, Kırmızı Şapkalı Kız’ı yemeyi düşünüyormuş. Bunun için en uygun fırsatı kolluyormuş.

Kız *tenha bir yere geldiğinde kurt saklandığı yerden çıkıp kızın önünü kesmiş.
— Merhaba küçük, nereye böyle? Diye sormuş.

Kırmızı Şapkalı Kız:
— Büyükannemin evine gidiyorum, ormanın öbür ucunda kulübesi var. Çok hasta, ona yiyecek götürüyorum, diye cevaplamış.

Bunları duyan hain kurt “Hımmmm, çok güzel, hemen büyükannenin evine gidip hem onu hem de küçük kızı yerim. Bir taşla iki kuş” diye düşünmüş, hain hain gülerek. Kırmızı Şapkalı Kız’a:
— Büyükannenin evi tam olarak nerede? Onu ziyaret etmek istiyorum diye sormuş.

Kurdun sözlerine inanan Kırmızı Şapkalı Kız büyükannesinin evini tarif etmiş. Hain kurt,
Kırmızı Şapkalı Kız’dan izin isteyip, acele acele uzaklaşmış oradan. Koşa koşa değirmeni geçmiş karşı tepenin üzerinde bacasından duman tüten kulübeyi görmüş. “Büyükannenin evi burası olmalı” diye söylenip kapıya yaklaşmış. “Tık tık tık” diye çalmış kapıyı.

İçeriden yaşlı kadının sesi gelmiş:
— Kim o?

Kurt sesini değiştirerek cevap vermiş:
— Benim büyükanne, torunun Kırmızı Şapkalı Kız.

Kurdun sesine inanan büyükanne:
— Kapı açık, içeriye girebilirsin yavrucuğum, diye seslenmiş içeriden.

Kurt, “Fırsat bu fırsat” diyerek kapıyı açmış. Karşısında torununun yerine hain kurdu gören büyükanne, bir çığlık atmış. Kurt hemen yaşlı kadının üzerine atılıp yiyivermiş kadıncağızı.
Daha sonra yaşlı kadının giysilerini üzerine geçirip yatağa yatmış ve Kırmızı Şapkalı Kız’ı beklemeye başlamış.

Bir yandan da “Kızı da yaşlı kadının üzerine tatlı niyetine yerim” diye düşünerek sabırsızlanıyormuş. Kurt büyükannenin kılığında yatadursun Kırmızı Şapkalı Kız kulübeye varmış. Kapıyı çalmış.

İçeriden kurdun sesi duyulmuş:
— Kim o?

Kurt sesini, büyükannenin sesi gibi inceltmiş. Bu yüzden Kırmızı Şapkalı Kız
şüphelenmemiş.
— Benim büyükanne, torunun Kırmızı Şapkalı Kız, diye yanıtlamış.

Kurt sabırsızlanarak:
— Kapı açık yavrucuğum girebilirsin, diye seslenmiş.

Kırmızı Şapkalı Kız gülümseyerek içeri girmiş, büyükannesinin yatağına yaklaşmış. Büyükannesinin biraz irileşmiş olduğunu fark etmiş ama bunun hastalıktan kaynaklandığını düşünüp üzerinde durmamış.

Büyükanne kılığındaki kurt, Kırmızı Şapkalı Kız’a:
— Yanıma yaklaş sevgili torunum seni çok özledim, demiş.

Kırmızı Şapkalı Kız, kurda iyice yaklaşmış. Bu sırada kurdun iri pençelerini görmüş:
— Senin ellerin ne kadar kocaman büyükanne, diye sormuş.

— Saçlarını daha iyi okşayabilmek için yavrucuğum, diye yanıtlamış kurt.

Bu sefer Kırmızı Şapkalı Kız, kurdun gözlerini görmüş.
— Senin gözlerin ne kadar kocaman büyükanne, diye sormuş.

Kurt:
— Seni daha iyi görebilmek için yavrucuğum, demiş.

Kırmızı Şapkalı Kız, kurdun kafasının üzerindeki bir çift, büyük ve sivri kulağı görünce:
— Senin kulakların ne kadar kocaman büyükanne diye
sormuş.

Kurt:
— Seni daha iyi duyabilmek için yavrucuğum, diye yanıtlamış.

Kırmızı Şapkalı Kız yine şüphelenmemiş. Ancak kurdun kocaman ağzını, sivri sivri dişlerini görünce biraz korkmuş.
— Senin ne kadar kocaman ağzın var büyükanne, deyince, bu oyundan artık iyice sıkılan ve Kırmızı Şapkalı Kız’ı yemek için sabırsızlanan kurt üzerindeki giysileri çıkartıp atmış.          
Yataktan atlayıp Kırmızı Şapkalı Kız’ın karşısına dikilmiş ve:
— Seni daha kolay yiyebilmek için, diyerek kızı odada kovalamaya başlamış.

Kırmızı Şapkalı Kız, bir yandan avaz avaz bağırıyor bir yandan da kaçıyormuş. Ama kurt daha hızlı koştuğundan Kırmızı Şapkalı Kız’ı yakalayıp yiyivermiş.

Büyükannenin ardından Kırmızı Şapkalı Kız’ı da yutan kurdun karnı o kadar büyümüş ki kendini taşıyamıyormuş. “Biraz yatıp karnımın inmesini bekleyeyim bari” diye yatağa yatmış başlamış uyumaya.

Kurt uyuyadursun, az önce Kırmızı Şapkalı Kız’ı kovalarken, o yakınlarda odun kesmekte olan oduncular çığlıkları işitip ne olduğunu merak etmiş ve kulübeye yaklaşmışlar. Oduncular kulübede, büyükannenin yaşadığını biliyorlarmış. Kulübenin penceresinden içeriye bir göz atmışlar.

Büyükannenin yatağında karnı kocaman kurdun, boylu boyunca yattığını görünce olanları anlamışlar. Yavaşça kapıdan içeri girip, kurda yaklaşmışlar. Odunculardan birisi bıçağını çıkartıp, kurdun karnını boydan boya yarmış. Kurt *oracıkta ölüvermiş.

Kurdun karnından Kırmızı Şapkalı Kız ve büyükanne canlı çıkmışlar. Çünkü kurt ikisini de çiğnemeden yutmuş. Kurtulduklarına çok sevinmişler, odunculara kendilerini kurtardıkları için teşekkür etmişler.

Kırmızı Şapkalı Kız, annesinin gönderdiği sepette bulunan pastalardan birazını odunculara verip uğurlamış onları.

Daha sonra büyükannesinin boynuna sarılıp onu çok sevdiğini söylemiş. Sepetinde bulunan yiyecekleri masanın üzerine dizmiş. Artık saatte epey geçmiş olduğundan, büyükannesinden izin istemiş. Boş sepeti koluna taktığı gibi yola koyulmuş. Kulübenin bahçesinden çıkınca geriye dönüp bakmış. Sevimli büyükanne pencereden sevgiyle gülümseyerek el sallıyormuş.

Словарь

Oracıkta – тут же, там же, на месте
Hain – коварный
Tenha bir yer – укромное место

Рейтинг
( 1 оценка, среднее 1 из 5 )
Юлия Ященко/ автор статьи
Понравилась статья? Поделиться с друзьями:
ТУРКРУТ
Добавить комментарий

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: