Диалоги на турецком языке к уроку №18

Buluşmadan önce markette

Ceren, Volkan ve Mert bu akşam Mert’in evinde buluşuyorlar. Mert, markette Volkan’a telefon ediyor.
Mert: Alo Volkan, ben şimdi marketteyim, akşam için ne alayım?
Volkan: Ben kola aldım ama siz ne içmek istiyorsunuz bilmiyorum. Bence sen birkaç tane bira al.
Ceren: Bira almasın, ben aldım.
Volkan: Ceren bira almasın, diyor.
Mert: Peki, o zaman yiyecek bir şeyler alayım mı? Cips, kuruyemiş…?
Volkan: Cips aldım ama kuruyemiş de iyi fikir. Sen biraz kuruyemiş al.
Ceren: Volkan Mert’e söyle, meyve de alsın.
Volkan: Ceren meyve de alsın, diyor.
Mert: Tamam. Ama benim karnım aç. Bir paket de makarna alayım. Ceren bize güzel bir makarna yapsın.
Volkan: Evet, evet çok iyi olur. Ben de acıktım şimdi. O zaman yavaş yavaş sofrayı hazırlayalım. Haydi sen de çabuk ol!
Mert: Tamam, on beş dakika sonra oradayım.
Volkan: Peki, görüşürüz.
Mert: Görüşürüz.

Manavda

Müşteri: Kolay gelsin.
Manav: Sağ olun. Hoş geldiniz.
Müşteri: Ben bir kilo erik alayım.
Manav: yeşil erik mi?
Müşteri: Evet yeşil olsun.
Manav: Buyurun, üzümler de yeni geldi. İzmir üzümü. Ondan da vereyim mi?
Müşteri: Yok, üzüm almayayım… Şeftali de güzel görünüyor. İki kilo da şeftali; ama ezik olmasın.
Manav: Merak etmeyin.
Müşteri: Borcum ne kadar?
Manav: 33 lira.
Müşteri: Buyurun, hayırlı işler.
Manav: Sağ olun, iyi günler.

Hafta sonu ne yapalım?

Can: Bu hafta sonu ne yapıyorsun? Bir yerlere gidelim mi?
Aynur: Cumartesi sabah işim var ama öğleden sonra boşum. Ne yapalım?
Can: Önce sinemaya gidelim mi? Ne dersin? Çok güzel filmler var.
Aynur: Tamam, çok iyi. Filmden sonra alışveriş yapalım mı? Çünkü haftaya Cumartesi babamın doğum günü. Ona bir kazak alayım.
Can: Olur, ben de kendime kazak bakayım. Cumartesi günü nerede ve saat kaçta buluşuyoruz?
Aynur: Saat ikide sinemanın önünde buluşalım mı?
Can: Peki, cumartesi günü görüşürüz.

Markette alışveriş

Sena: Alışverişe nereden başlayalım?
Aslı: Ben içecekleri alayım, Özlem meyve-sebze reyonuna gitsin, sen de temizlik ürünleri reyonuna git.
Sena: Haklısın, hemen başlayalım. Yirmi dakika sonra kasanın önünde buluşalım.
Özlem: Peki, ödemeyi kredi kartıyla mı yapalım, nakit mı?
Sena: Kredi kartıyla yapalım. Bende fazla para yok.
Özlem: Bende de.
Sena: Aslı, yiyeceklerin son kullanma tarihlerine bakmayı unutma!
Aslı: Tamam, bakarım.

Evde

Ahmet: Salon temiz. Odayı süpüreyim mi?
Ayşe: Evet, çok iyi olur.
Ahmet: Masa hazır. Salatayı da yapayım mı?
Ayşe: Hayır, yapma.
Ahmet: Kendime içecek bir şeyler hazır1ıyorum. Sana da hazırlayayım mı?
Ayşe: Teşekkür ederim. Ben içmek istemiyorum.
Ahmet: Ayşe, ben alışverişe çıkıyorum.
Ayşe: Ben de geleyim mi?
Ahmet: Patatesler pişiyor. Onları nereye koyayım?
Ayşe: Masadaki büyük tabağın içine koy.
Ahmet: Fatoşlar bu akşam sinemaya gidiyorlar. Biz de gidelim mi?
Ayşe: Hayır, gitmeyelim. Çok yorgunum. Bu akşam erken yatalım.
Ahmet: Salatalık, domates, patates alıyorum. Soğan da alayım mı?
Ayşe: Hayır, alma. Evde soğan var.
Ahmet: Yemek hazır galiba. Sofraya oturalım mı?
Ayşe: Evet, oturalım.
Ahmet: Eti buzdolabından çıkarayım mı?
Ayşe: Hayır çıkarma.
Ahmet: Ben gömleğimi ütülüyorum. Senin de pantolonunu ütüleyim mi?
Ayşe: Zahmet etme, ben ütülerim.
Ayşe: Bizimkiler gelecek hafta İzmir’e gidiyorlar. Biz de gidelim mi?
Ahmet: Haftaya çok önemli bir toplantım var. Ay sonunda gidelim.
Ayşe: Akşam yemeği için ne yapayım?
Ahmet: Türlü yap, karıcığım.

Ne alırsınız?

Garson: Hoş geldiniz efendim. Ne alırsınız?
Oğuz: Eeee... Menüye bir bakalım... Ben bir karışık pizza alayım oma zeytinsiz ve orta boy olsun lütfen.
Hülya: Ben zeytinli bir pizza istiyorum oma henüz karar vermedim. Acaba hangisinden olsun?
Garson: Zeytinli... O halde Dört Mevsim ya da Akdeniz deneyin. Sucuklu pizza seviyor musunuz?
Hülya: Evet, seviyorum.
Garson: O zaman Dört Mevsim alın.
Hülya: Peki, Dört Mevsim, küçük boy olsun. Ama lütfen domatesli olmasın.
Garson: Tabii ki. Ne içmek istiyorsunuz?
Oğuz: Bol buzlu ve limonlu birer maden suyu içelim mi Hülya?
Hülya: Evet maden suyu iyi fikir ama ben buzsuz alayım lütfen.
Garson: Tatlı ister misiniz?
Hülya: Şimdilik hayır. Belki yemekten sonra.
Garson: Peki efendim. Siparişleriniz 15 dakika sonra hazır.
Oğuz: Çok teşekkür ederiz.

Текст к уроку №17.
Текст к уроку №19.

Вернуться к уроку №18.

Читайте больше в разделе чтение на турецком языке.

Рейтинг
( 3 оценки, среднее 5 из 5 )
Юлия Ященко/ автор статьи
Понравилась статья? Поделиться с друзьями:
ТУРКРУТ
Комментарии: 4
  1. Тимур

    Юлия, в очередной раз благодарю за Ваш труд. Единственное пожелание: приводя в текстах множество идиом, не могли бы Вы все-таки переводить их, потому как тот же гугл-переводчик переводит буквально, и о смысле остается только догадываться.

    1. Юлия Ященко (автор)

      Тимур, спасибо Вам, за оценку моего труда. По вашему вопросу, я уже давно думаю над этим. Ваше желание исполнится в ближайшее время). В текстах к новым урокам сразу буду добавлять, а в уже опубликованных постепенно буду изменять.

      Учитесь с удовольствием.

  2. Тимур

    Юлия, здравствуйте. Всё-таки вернусь к этому уроку. Мне непонятен перевод вот этой фразы:

    Acaba hangisinden olsun?

    Интересно, какую взять?

    Так можно перевести? Но почему здесь аффикс den и как вообще сочетается глагол olmak и третье лицо sun? Как этот глагол в такой форме перевести?

    Или вот: orta boy olsun lütfen. Что это значит? Среднего размера принесите пожалуйста? Но почему опять глагол в третьем лице?

    1. Юлия Ященко (автор)

      Тимур, здравствуйте.

      Хороший вопрос.

      Интересно, какую взять? — Да, так перевести можно, даже нужно.

      Oğuz: Eeee... Menüye bir bakalım... Ben bir karışık pizza alayım oma zeytinsiz ve orta boy olsun lütfen.

      Hülya: Ben zeytinli bir pizza istiyorum oma henüz karar vermedim. Acaba hangisinden olsun?

      Здесь идет речь о выборе из двух пицц, с маслинами и без.

      hangi — какой, при наличии выбора.

      hangisi — здесь аффиксом si мы указываем отношение этого слова (hangi) к пицце: pizzanın hangisi.

      По поводу -den. Давайте на примере слова balık. Bu balığı alayım. — Я, пожалуй, возьму эту рыбу. Bu balıktan alayım. — Я, пожалуй, возьму такую рыбу. (То есть такой вид рыбы, из такого вида рыбы)

      А еще может быть такой нюанс. Например Вы на базаре покупаете рыбу. Лежит несколько рыб, Вы указываете на конкретную рыбу и говорите: Bu balığı alayım. — Я куплю вот это рыбу. Но: Ben bu balıktan alayım. — Я куплю этой рыбы. Здесь речь идет о том что вы намерены взять какую-то часть из этой рыбы (одну, две... это вы уточните). Или например лежит большая рыба, которую продают нарезая. Вы намерены взять какую-то часть этой рыбы.

      Еще пример. Ребенку показываете помидор и говорите: Git, bu domatesten al. — Иди купи таких помидор.

      olsun — пусть будет.

      Собираем в кучу. Acaba hangisinden olsun? — Интересно какая (какого вида) пусть будет. Эта манера разговора очень присуща туркам.

      Эту же фразу можно передать и в другой форме.

      Например:

      Acaba hangisinden alayım?

      Acaba hangisini alayım? — но этот вариант употребляется, все же, когда перед вашими глазами уже конкретный выбор между двумя конкретными пиццами. А в тексте он еще не заказал, у исполнителя куча этих, однотипных пицц, заказчик возьмет только какую-то часть из этих пицц. Часть, в смысле не кусак, а одну — это тоже является частью относительно множества.

      Orta boy olsun lütfen. Среднего размера принесите пожалуйста? — правильный перевод!

      Дословно: пусть будет среднего размера.

Добавить комментарий

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: